I Swear

Yazar: deno

Sevgili Okuyucu,

Bugün sizlerle tam olarak 15 dakika önce bitirdiğim bir filmden bahsetmek istiyorum. Bir film yorumcusu ya da bu işin uzmanı değilim ancak son zamanlarda izlediğim ve gerçekten ruhuma dokunan nadir yapımlardan biri olduğunu söyleyebilirim.

Film, hayatının henüz çok başındayken Tourette sendromu ile tanışmak zorunda kalan genç bir adamın hikâyesini anlatıyor. Düşünsenize; bir hastalığınız var fakat ne olduğu tam olarak bilinmiyor, hatta bir tedavisi bile yok. Böyle bir belirsizlik içinde yaşamak… Ne kadar büyük bir çaresizlik.

Filmi izlerken karakterle o kadar derin bir empati kurdum ki onun yaşadığı çaresizliği ve yalnızlığı adeta iliklerime kadar hissettim. Bu hikâyeyi bu kadar güçlü hissetmemin en önemli sebeplerinden biri de başrol oyuncusunun muhteşem performansıydı. Rolünü öylesine gerçekçi ve içten bir şekilde canlandırmış ki bazı sahnelerde izlediğimin bir film olduğunu unutup sadece bir insanın mücadelesine tanıklık ediyormuş gibi hissettim.

Hastalığa yakalanan John, ailesi tarafından tam anlamıyla anlaşılamadığı için derin bir yalnızlığın içine sürükleniyor. Ancak hayat karşısına Dottie’yi çıkardığında her şey yavaş yavaş değişmeye başlıyor. Bazen hayat doğduğunuz evi seçmenize izin vermez fakat büyüteceğiniz, kendinizi ait hissedeceğiniz evi seçmenize engel olamaz.

John’un hastalığıyla yakından ilgilenen Dottie, insanların dışladığı bu genci yeniden hayata kazandırmak için ona büyük bir içtenlikle destek oluyor. Açıkçası filmi izlerken böyle iyi niyetli insanların hâlâ var olup olmadığını düşündüğüm anlar oldu. Hatta bir noktada karaktere bir şey olacak mı diye endişeyle beklediğimi bile fark ettim.

Dottie ve ailesinin desteği sayesinde John, zamanla hayattaki yerini ve gücünü yeniden bulmaya başlıyor. İnanır mısınız, anlaşıldıkça, cesaretlendirildikçe ve yanında ona inanan insanlar oldukça John’un içindeki mücadele gücü de artıyor. Evet, belki hastalığı tamamen ortadan kalkmıyor; fakat insanın hayatında ona gerçekten inanan ve yanında duran insanların olması bazen en güçlü ilaç olabiliyor.

Bu yüzden sizden ricam, vakit bulduğunuzda bu değerli yapıtı izleyerek bu hikâyeye kendiniz de tanıklık etmeniz.

Değerli vaktinizi ayırıp okuduğunuz için teşekkür eder, saygılarımı sunarım.

Deniz