Sevmek mi? Sevilmek mi?
Bu konu hakkında cümleye nasıl başlanır, nasıl konuşulur bilmiyorum aslında. Ya da bunu konuşabilecek kadar bilgiye, birikime sahip miyim, onu da bilmiyorum. Ama işin sonunda herkesin anıları, herkesin yaşadıkları kendinedir. Konunun tam orta yerinden konuşmak gerekirse: Sevilmek diyorum.
Bilmiyorum; belki de sevilmek hissini uzun süredir aradığım ve beklediğim içindir ama şunu biliyorum ki; insan sevildiği yerde var olur, sevildiği yerde kendi olur. Dışarıdan bakıldığı zaman her birimiz bambaşka insanlar, bambaşka kişilikler olarak görünüyor olabiliriz. Bir düşünsenize; en son hatırladığınız, gerçekten tüm içtenliğinizle güldüğünüz veya ağladığınız yer neresiydi? Nerede yaşadınız bu uç noktalardaki hisleri? İnsan güvende hissettiği yerde açar bütün içini, bütün içtenliğini, hislerini...
Sevilmek, sevildiğin yerde olmak, "evde" olmak gibidir benim için; tam anlamıyla rahatladığım, huzuru bulduğum yer. Şöyle dönseniz ya küçüklüğünüze, 5-6 yaşlarınıza... İlk canınız yandığında, ilk başınıza bir şey geldiğinde o annenizin, babanızın kucağına koştuğunuz zamanı hatırlayın. Neydi size daha o yaşlarda, her şeyin en saf olduğu zamanlarda, canınız ilk acıdığında annenizin kollarına koşturan? Karşılıksız sevgi ve sevildiğini bilme hissi değil miydi?
Sevmek güzel şey; sevildiğini hissederek sevmekse insana huzuru bulduran, dünyada cenneti yaşatan apayrı bir nokta. Herkesin sevildiği yerde, sevdiği gerçek evinde olması dileğiyle... (Unutmayalım; insan yara aldığı, yaralandığı şeyin yoksunluğunu çeker.)
Saygılarımla, sevgiyle kalın...